Cuma, Ağustos 12, 2011

Yalnızım Bu Aralar.....

Yalnız kalınca içime dönerim hep ben nedendir bilmem hep kafamı kurcalayan soruları çıkartırım tekrar tekrar saklandıkları yerlerden kendimce bir neden sonuç ilişkisi kurmaya çalışırım yüzleşemediğim durumlar la ilgili... Gene böyle bir durumdayken Ablam aklıma geldi nedense belki çok özlediğim için belki hiç yanında olamadığım için ona destek olamadığım için bilemiyorum ama şunu çok iyi biliyorum onu çok seviyorum..Ailem içerisinde ablamın yeri apayrı bir yeri vardır benim için o benim hassas noktam dır. Belki de  20 yıldır ayrı olmamızdan dır belkide ona yapılan haksızlık ve çifte standartlardan dır ..Belki daha öncede yazmışımdır aile bağları olarak çok kuvvetli bir aile olmadığımızı .... Nedeni ne olursa olsun saçma sapan olaylar yüzünde insan aile bireylerini dışlamamalı onları yalnız bırakmamalı hele bu kendi çocuğuysa ... Kırgınım Kızgınım hem kendime hemde aile bireylerine ..Kızgınım çünkü hiç savunamadım ablamı kırgınım çünkü ablam hak ettiği sevgiyi hiç bir zaman göremedi... Hayat denilen canavarla mücadele etmeye başladığı zaman 17 yaşındaydı daha tek başına desteksiz yapayalnız ,ilgisiz ve sevgisiz bir şekilde...Ben ablam bizden ayrıldığı zaman 13 yaşındaydım tam keşke büyük olan ben olsaymışım da  destek olabilseymiş im  ablama  her kendini yalnız hissettiğinde ona korkma diyebilseydim başkasının yapması gerekenleri maddi manevi ben yapabilseydim.. Senelerce bende derttir bu yeterince savunamamak koruyamamak ablamı.. Ona yapılan tüm haksızları izlemek bana ne kadar acı veriyorsa susup kalmakta o kadar acı veriyor artık ......  
Baba oldum ben  canımdan çok sevdiğim bir kızım var uğruna öleceğim gerekirse  öldüreceğim bir yavrum var artık BABA OLMA(K)nın anlamını biliyorum artık eskisinde kat ve kat daha çok hemde bir babanın yapması gerekenleri de .. Her ne olursa olsun BABA ifadesinin gereğini biliyorum artık.. Bir tane çocuğum var şimdilik Allah ona uzun ömürler sağlıklı bahtlı bir yaşam versin önünü açık etsin her daim... Ama 2 -3-4 de olsa hepsi benim için aynı olacak onları ayırmayacağım hele kız evlatlarımı hiç (Olursa ileride Allah nasip eder ve biz istersek).. Diğerine gösteremediğim ilgiyi bir diğer çocuğuma daha fazla gösterip diğerinin diyetini ödemeye çalışıp haksızlık yapmayacağım ... Kızım doğduğunda İlk defa o minik bedenini kollarıma verdiklerinde Miniğimin o ufacık kulaklarına eğilip verdiğim sözü hep tutacağım onu HER NE OLURSA OLSUN İKİ ELİM KANDA DA OLSA YALNIZ BIRAKMAYACAĞIM ONA HEP DESTEK OLACAĞIM HEP ARKASINDA OLACAĞIM DÖNÜP ARKASINA BAKTIĞINDA KENDİNİ YALNIZ HİSSETMEYECEK VE YALNIZ KALMAYACAK... 

Çok mu zordur BABA  , çok mu zordur hakkıyla  BABA OLMAK ..

Çocuklar BABA larını para makinesi olarak görmezler onları sığınacak bir liman ,destek olacak arkalarını onlara dayayabilecek destek alacak bir çınar olarak görürler ,kafaları karıştığı zaman düğümü çözecek ipin ucu olarak görürler ,düştükleri zaman ellerinden tutup kaldıracak kişi olarak görürler çocuklar için BABA ları idolleri dir  KAHRAMANLARIDIR çocukların tek istediği vardır BABA larının arkasında olduğunu ağlayacakları bir omuzlarının olduğunu bilmektir...

Bunu bir çocuk ve bir baba olarak çok iyi biliyorum .....Bir Baba olarak bunu yavruma hep hissettireceğim ve bu beni çok daha mutlu bir insan yapacak..

Herkesin yanlışlıkları hataları olur Yaradan bile bağışlarken affedici olurken bizler insanlar neden bu kadar ketum tutucu olabiliriz bir anlam veremiyorum hele mevzu bahis kanın canın ise ... Her zaman küçükler arayıp özür dilemek zorunda mıdır büyükler hiç mi hata yanlış yapmazlar ben hata yaptıysam eğer yanlışım olmuş ise yavruma her zaman özür dileye bilmeliyim ...
insanın her ne olursa olsun ailesinden başka hiç bir şeyi yok bu dünyada  istersen dünyaları kazan dünyaları ye ama arkana baktığında bir itici güç bulamaman kadar da insanı yıpratan hayata küstüren hiç bir şey yok...
  







Çarşamba, Ağustos 10, 2011

Nasıl da Atlamışım Bu parçayı

Yalnızlıktan unutuldu benim adım, 
Siz üzülmeyin ben alışığım. 
Kedim bile uğramazken evime, 
Çift kişilik yatak benim neyime? 

Dört işlemden ibaret, 
Parmak hesabıyla bütün hayatım. 
Eksildikçe saatler ömrümden artıyor, 
Gelecek telaşım. 

Anlattıkça bölmüşüm umutlarımı 
duvarlara çarpa çarpa 

Uyandım 
Saat üç, dört, beş 
bana hiç fark etmez 
Ne zaman çalınsa kalbim 
Derler ki bir arkadaşa bakıpta çıkacaktık 

Kalan umutlarımdan birini seçip 
Hepsini hepsini hep kaybettim 
Şimdi kendimden geri ne kaldı ne kaldı 
kimseler duymadı sadece duvarlar ağladı 

Düşün düşün hep bir sonraki adımı, 
Bu yüzden unuttum ben yaşamayı. 
Peşin peşin söyledim lafımı, 
Acımadan kannattılar yaralarımı. 

Dört işlemden ibaret, 
Parmak hesabıyla bütün hayatım. 
Eksildikçe saatler ömrümden artıyor, 
Gelecek telaşım. 

Anlattıkça bölmüşüm umutlarımı 
duvarlara çarpa çarpa 

Uyandım 
Saat üç, dört, beş 
bana hiç fark etmez 
ne zaman çalınsa kalbim 
derler ki bir arkadaşa bakıpta çıkacaktık 

kalan umutlarımdan birini seçip 
hepsini hepsini hep kaybettim 
şimdi kendimden geri 
ne kaldı ne kaldı 
kimseler duymadı sadece duvarlar ağladı 

Saat üç, dört, beş 
bana hiç fark etmez 
ne zaman çalınsa kalbim 
derler ki bir arkadaşa bakıpta çıkacaktık 

kalan umutlarımdan birini seçip 
hepsini hepsini hep kaybettim 
şimdi kendimden geri 
ah ne kaldı ne kaldı 
kimseler duymadı sadece duvarlar ağladı 

Uyandım 
Saat üç, saat dört, saat beş 
bana hiç fark etmez 
ne zaman çalınsa kalbim 
derler ki bir arkadaşa bakıpta çıkacaktık 
kalan umutlarımdan birini seçip 
hepsini hepsini hep kaybettim 
şimdi kendimden geri 
ne kaldı ne kaldı 
kimseler duymadı sadece duvarlar ağladı..


Gripin Grubunun yorumu mükemmel geçenlerde öylesine denk geldim ve bunu daha önceden nasıl atladım diyede hayıflanmadım değil güzel bir parça tavsiye ederim..

Pazartesi, Temmuz 25, 2011

Ayrılık Ayrılık .....

Havalar yine mevsim normallerinin üstüne çıktı Antalya da malum Temmuz Ağustos ayları Cehennem ayları bizler için tatilciler için sorun yok ama burada yaşayanlar için problem çok.. Nem artı sıcaklık buraları yaşanmaz hale getiriyor terlemek için bile koşmanıza gerek yok oturduğunuz yerde birden sırılsıklam olabiliyorsunuz işte böyle bir yaz döneminde daha Aşkım ve dünyalar güzeli bir tanecik kızımdan ayrı kalmak zorunda kaldım yine ...Memlekete gönderdim onları yayla havası alsınlar diye  hiç olmazsa kızım da biraz rahat nefes alır diye. Hafta sonu Onları ziyarete gittim yanlarına  görmediğim o 10 günlük süreçte ne kadar da büyümüş benim bebeğim anlatamam... Biraz da toparlamış şişmanlamış tam ısırımlık olmuş cimcime m benim. Tam bir canavar olmuş şimdi yeni yeni yürüme sevdasında olduğu için bir dakika durası yok hep yürüyecek biri tutsun elinden yeterli yürümek ne kelime hatta koşacak sanırsın...Bu sevdası yüzünden Annesi biraz kilo vermiş ama olsun :))).. Birde bana sürpriz yaptılar anne kız ....Her gün telefonda  soruyordum yürümeye başladı mı diye  meğersem kızıkom kendi başına 3-4 adım atmaya bile başlamış birde tutulmak istemiyor artık neymiş efendim kendisi yürüyecekmiş ...

Velhasıl onlarla 2 gün geçirmek güzeldi ama ayrılık bana çok kötü koyuyor artık yapacak birşey yok kızım biraz daha büyüyünceye kadar    bunlara katlanacağız .....

Çarşamba, Ocak 19, 2011

Hayat Ayna misali....

Derdi babam hep "nasıl bakarsan hayata oda sana öyle bakar ".Hak verirdim babama hep hayata nasıl bakıyorsam hayatında bana öyle bakmasını istedim hep ya ben bakmayı beceremedim yada hayat bana bakmayı beceremedi.... İkimizden birinde bir problem var ama ?. Birde yine ailemden biri "Ne kadar çok istersen o kadar sana yaklaşır " der ben yine istemeyi beceremiyorum her halde.Zaten hiç bir zaman beceremedim bir şeyleri istemeyi bana verilen ile yada önüme çıkanlar ile yetinmeyi seçtim..Hiç yırtıcı olamadım ben tırnaklarım hep içe dönük hep canımı yaktım ben.....

Pazartesi, Kasım 01, 2010

Hayat Ve Denge ......

Biz Büyüdükçe mi Hayat zorlaşıyor Yoksa Hayatın zorluklarını biz büyüdükçe mi anlıyoruz..... demiş düşünürün biri . Evet gerçekten güzel bir söz anlamlı bir söz  büyüdükçe anlıyoruz zorlukları bence yaşadıkça başa geldikçe idrak ediyor zihnimiz.Ne kadar zorlukla karşılaşırsanız o kadar da olgunlaşıyorsunuz. Ne kadar zorlukla mücadele ederseniz de o kadar dengenizi kaybediyorsunuz.. Tahterevalli gibi Hayat ve izlediğiniz yaşam tarzı .Çocukluğumuzun vazgeçilmez park oyuncakların dandır kendisi hemen hemen hepimizin binmişliği vardır. Eğer karşı taraf ağır basıyorsa siz havaya kalkarsınız siz ağır basıyorsanız karşı taraf havaya kalkar.Önemli olan ise aynı doğrultuda durabilmektir hayatta dengenizi koruyarak. yaşamınızda bazı anlar vardır ki sizin ağır basmanıza izin vermez karşınızdaki ise ağırlığını iyice hissettirmek ister (Zorluk) bazen bu döngü havuz problemlerinde de beter olsa bir şekilde dengeyi korumanız gerekmektedir. İşte bende böyle saçma bir durumda ruh sağlımı ve kendimi korumaya çalışıyorum. Hep Denge sağlamaya çalışan taraf olmak artık ağır gelmeye başlıyor bana ama köprüleri de yıkmak imkansız. Bazen hiç büyümeseydim diye düşündüğüm zamanlar bu aralar bayağı bir sıklaşmakta. Anlamsız saçmalıklar içinde gidip gelen bir yaşam sizi ne kadar sağlıklı kılar ki.. Çok mu içine kapandım bu aralar sesim çıkmaz oldu artık artık dengeyi nasıl sağlayacağımı bilemiyorum tahtevaralli de karşıma hep benden ağır sorunlar gelip oturuyor hep ben havada kalıyorum .Tek tesellim ise beyaz kelebeğim kanatsız meleğim Tuğsem benim biricik baştağcı kızım....



Cuma, Ekim 15, 2010

Çooooooooooook Uzun Zaman Olmuş

Baktım da çok uzun zamandır bloğa yazı yazmamışım ben !!!!!.Bırakmışım yine her şey gibi blog hevesinide  geçmiş bitmiş bu kadarmış derken birde baktım ki bu blog rahatlatıyormuş meğersem beni sinirlerimi alıyormuş yumuşatıyormuş bunun farkına vardım. Yazarken de rahatlıyormuş insan boş şeylerde olsa anlamlı şeylerde olsa bir bakıma terapi oluyormuş insanın kendine... Okunma ,beğenilme kaygısı olmadan yazmak içinden geçenleri yazmak tuhaf galiba yeniden başlayacağım bloga yazmaya bu sefer ara vermeden !!!!!!!!!!.......

  

Çarşamba, Ocak 06, 2010

Karamsar Olmak İstemiyorum .......

Karamsar olmak istemiyorum ama maalesef yurdumda gelişen olaylar beni iki kat karamsarlığa itiyor . 5 senenin acısını yine millete ağır faturalarla ödettiriyorlar ülkemde , hukukun demokrasinin içine eden eller bugün de vatandaşa uzanmış durumda artık insanların geleceğinden ümitleri de yok o hale getirdiler..... Seslerini biraz yükseltenler ise bir daha seslerini çıkaramayacak hale getirildiler ülkemde öyle yada böyle bir şekilde(Cumhuriyet Mitinglerine Karşı Ergenekon muhabbeti). Zamlar almış başını gitmekte ülkemde hiçbir kurum devletle barışık değil ülkemde her şey özel her şey satıla bilinir durumda yakında satılık ülke konumuna getirileceğiz. Bu anlamsız zamlar ile milletin beli iyice bükülerek tamamen pasifiize duruma getiriliyor.Kurumlarla anlaşma sağlanabilecek konularda bile hükumet kendi borusunu öttürerek zamların bombalarını patlatmaya başladı. Bir sene içinde Elektrik ve doğal gaza gelen zam oranı kaç kişinin farkında (%70) .Ülkemdeki telekomünikasyon ağı bile tamamen bize ait değil . Biz neler yapabiliriz şu an belki hiç bir şey burada bloglara yazmaktan başka ama bizimde sıramız gelecek elbet (Bunlardan daha iyisi mi var zihniyetinden kurtulabilirsek eğer ) göz göre lades demek alışkanlıklarımızdan olmuş ama bundan sonra değiştirin bu zihniyeti silkinin uyanın .....

Pazartesi, Ocak 04, 2010

Yeni Bir Yıl 2010


2009 senesini de mazimize gömdük arkadaşlar ,sizler için nasıl geçti bilinmez ama benim için bir konu dışında çok iyi geçtiğini söylenemez. 2009 yılı bana çok şeyler öğretti gösterdi ve yaşattı. Arkadaşlıkların dostlukların ve insanların ne kadar bayağı ne kadar yalan olabileceklerini gösterdi yaşattı, aile denen kurumun bazen ne kadar basit olduğunu gösterdi yaşattı acı ama gerçek adam gibi dostlarımın olmadığının farkına vardırdı.Bir babanın kızına karşı ne kadar vurdum duymaz ve acımasız olduğunu yaşattı. Belki özünde oda acısıyla yaşıyor ama gerçekte neden bu kadar ketum olduğunu anlamıyorum. Çok şey var aslında söylenecek yazılacak içimi acıtan ,içimi köpürten ama bunlar buraya sığmaz .2005 senesinde başlamıştım blogger a öylesine bir hevesti belki ilk önceleri ama sonraları yazdıkça rahatlamaya başladığımın farkına vardım gerçekte cesaret edipte söyleyemeyeceğim şeyleri burada dillendirdim.Beni sevindiren üzen her şey için bir post gönderdim sonra uzun süre ara verdim 2009 yılında ama anladım ki benim rahatlamam gerekiyormuş yeniden aksatmadan yazmaya çalışacağım çünkü 2010 senesi benim için bambaşka olacak . Çünkü Yüce Mevlam nasip ederse 2010 yılının Haziran ayında Baba olacağım. Bunu şimdiye kadar yazmadım çünkü korktum hep bir aksilik olacağından korktum neden bilmiyorum. İnsanların bazen böyle korkuları olabiliyor sanırsam. Bundan sonra tüm sevinçlerim korkularım burada yaşam bulacak..........

Hepinize Mutlu Yıllar.......................



Perşembe, Ekim 22, 2009

Açılım Komedisi....

Sen bu vatan için şehit olan insanların aileleriyle görüşmeyi bile kabul etme üstüne üstlük "Onlarla görüşecek bişey yok " deme cüretini göster sonra yine bu vatan için kurşun yemiş insanları ergenekon örgütü diye saçma sapan bir örgüte üye olmaktan içeri tık ,açlıktan ve işsizlikten beli kırılmış halk demokratik haklarını kullanarak protesto etsin seni onları polise tartaklattır sonra bu ülkeyi bölmek isteyen adamlara gel kucak aç davullu zurnalı karşılama yaptır. Bekir Coşkun'un yazısı düşüncelerime tamda tercüme olmuş paylaşayim dedim yazı aşağıdadır.
[][][].......Taş ağlar...[][][]
YANİ şimdi siz PKK terör örgütü militanlarını önde vali, arkada bando mızıka,çiçeklerle, çikolatalarla, bayram ederek karşıladınız...Ama ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş profesörleri, akademisyenleri,edebiyatçıları, gazetecileri, generalleri, sanatçıları, henüz kanıtlanmamış “örgüt” iddiasıyla aylardır hapishanelere tıktınız...Öyle mi?..Eli silahlı terör örgütü militanı 20 dakikada ifade verdi ve salındı, ama eli kalemli Mustafa Balbay‘ın dünkü köşesinde “229 gündür tutuklu” olduğu yazılıydı...Üniversite kurup çocuklarınızı yetiştiren, hastane kurup nice can kurtaran Prof. Mehmet Haberal hasta yatağında tutuklu, ama “çocuk katili” dediğiniz insanları kucaklıyorsunuz...Böyle midir hukukunuz?..Kanserle boğuşan bilim adamımız Erol Manisalı acılar içinde sürünüyor... O teröristlerle savaşan askerlerimiz demir kapılar arkasında tutsak... Türkan Saylan öldüğü halde kurtulamadı elinizden, sorgulanıyor...Ama PKK‘lıları bağrınıza bastınız...Vicdan bu mudur?..İlhan Selçuk yarım asırdan fazladır “barış-sevgi-huzur-güven-çağdaşlıkhukuk-demokrasi” üzerine yazılar yazdı, suç oldu... Ama vatana kurşun sıkanların başı Apo‘nun yol haritasına bakıp bakıp teröristleri çikolatayla karşıladınız...Böyle midir devlet?..Taş olsa ağlar...Bir terörist dağdan eksilse hepimiz seviniriz.Ama bu ne hal?..Terör örgütünün bayrakları, Apo’nun posterleri, alkışlar, zafer zılgıtları...Önde vali...Arkada çiçekçi...Devlet terörü teslim aldı derken, terörün teslim aldığı devlet midir bu gözüken?..Hukuk mu bu?..Adalet buna mı diyorsunuz?..Vicdanın eridiği, mantığın yanıt veremediği, tüm değerlerin bittiği yerdir burası...Taş ağlar...Taş...
Bu yazıdan sonra yoruma gerek yok heralde ...... Bu ülkede vatanını seven herkez aglıyor dışına akıtmasada göz yaşlarını sicim sicim aglıyor,kan aglıyor ........

Salı, Ekim 06, 2009

KüçükŞeyler Büyük Mutluluklar

Evet geçen pazar günü yiğenimiz bizdeydi .Yiğeninde kaplumbaga sevdası varmış 8 yasında ama illa da bir hayvan besleyecegim mantıgında hareket ettiği için onu kıramadık eşimle.Hoş benimde hoşuma gitmediği değil böylece bir sorumluluk üstlenmiş olacak diye düşündüm kendimce. Dışarı çıktık işte saat 13:00 gibi Atatürk caddesinde büyük bir pet shop acılmıştı ilk durak yermiz orası oldu tabiki içeri girer girmez hemen su kaplumbagalarına yoneldik yigeni mutlu edicez ya o sırada benim hayatım da (Eşim Oluyor :) ) "Bende balik istiyorum" dedi gözlerinin içi parlayarak tabi ben o parıltıyı görünce dayanamadım tabiki dedim.Bu arada da bir sürü çeşit balık içlerinde kayboluyoruz . Bizim ufak yiğen de kaplumbagadan vazgeçip oda baliğa karar verdi velhasıl her ikisine de birer akvaryum tam takım içinde küçük japon balıklarından aldım. Her ikisinide o kucuk balıklar nasıl mutlu etti sormayın kendi kendime içimden şu dünyada mutlu olunacak şeyler de varmı ş be dedim. Altı üstü akvaryum ve balık hadi yiğen kucuk onu anlarım ama benim hayatımda mutluolmakta yiğeninden farksiz değildi. 17:30 gibi eve varınca akvaryumu kurduk içine balıklarıda koyduk ne yalan söyleyim akşamları bende eve gidince karşılarından kalkamıyorum enterasan bir şeymiş gerçekten. Bizim yiğen yemek bile yemedi bir an önce eve gidip akvaryumunda balıklarını seyredecekmiş uça uça gitti valla .
Ve şunu anladım ki başkası için ufak önemsiz gibi görünen şeyler bazen başkalarının dünyası oluyormuş. :))))))

Cuma, Ağustos 21, 2009

Garip Bir Değişim İçindeyim.....


Şu son günlerde ruhsal olayların dışında istekler olarakda değişim içindeyim .Galiba yaş ilerledikçe yapmak istenilen şeyler depreşiyormu nedir. Ama işte zamanlama ayrıyeten planlama problemleri ve çalışmak gibi durumlar malesef ama malesef insana gem vurduruyor isteklerine. Planlama konusunda hep zayıf kalmışımdır zaten ama istekler konusunda bu kadar beceriksiz değilim . Mesala son zamanlarda beni dürtükleyen scuba olayı sonra paraşütle atlama deneyimi gibi isteklerle son zamanlarda yanıp tutuşuyorum ilk önce yapmam gereken bunları bir sıraya koymak sanırım. İstekler Şelale bendeki durum bu . Umarım Kısa bir zamanda bu isteklerimin bir kaçını gerçekleştirebilirim.

Hep Mavi derinlikleri meak etmişimdir zaten öncelik galiba bu olacak ......



Pazartesi, Ağustos 17, 2009

Sıkılıyorum Artık

Monotonluktan sıkılıyorum ,zaman ayıramamaktan sıkılıyorum zaman zaman insanlardan sıkılıyorum , ailemdeki ve sevdiğim insanların sıkıntılarına sıkılıyorum bazen delicesine aşık olduğum kadına seni ölümüne seviyorum diyememekten sıkılıyorum , sıkılıyorum da sıkılıyorum.Neden niçin ne anlama geliyor bilmiyorum ama boşlukta dolanıp duruyormuşum gibi geliyor bu aralar bana. Agzıma okadar çok şey geliyorki söyleyecek ,bunları koyuverme cesareti gösterememekten sıkılıyorum ,sanki çürük dallar arasında dipsiz bir çukura atmışlar gibi beni hangi dala elimi atsam kırılıp elimde kalıyor ve ben düşmeye düşmeye devam ediyorum çaresizlik içinde bu ruh durumu son bir kaç hafdadır sürmekte herşeye boşvermişliğimden midir acaba diye hayıflanıyorum kendi kendime bazen.(Kaç zaman olmuş sayfama bile bir iki kelam yazı yazmamışım örneğin). Sonra dönüp bakıyorum şöyle bir çevreme boş veremeyenlerin durumuna bakıyorum geçmişle yaşayan geçmişin anılarını hala yaşatan en yakın kişilere bakıyorum onlarında durumları benim gibi değişen birşey yok . Belki dagınık bir aile yapımız oldugundan kaynaklanıyor yada kimseye ihtiyacımız yok diye düşünülüyor bilemiyorum, belki bu zamana kadar hep yalnız bırakıldıgımızdan kendi ayaklarımız üzerinden durabileceğimizi sandıklarından vurdum duymaz olunabiliniyor bazen ama bazen insan arıyor yaw "İMDAT" diye bağırdığı zaman kedi yavrusu gibi ensesinden tutup onu kaldıracak bir el arıyorrrrrrrrrrrrrrrr. Bilmiyorum bu yazıyı okurlarmı okumazlarmı ama benim Canım Çok yanıyor. Keşke benimde ruhumda asilik olsaydı keşkeeeeeee.

Perşembe, Haziran 18, 2009

Helal Olsun Sana EFES PILSEN Yazıklar Olsun FENERBAHÇE ULKER

Evet başlıktanda anlaşılacagı gibi Helal olsun Efespilsen aslanlar gibi 4 serilik final maçında oynaması gerektiği gibi oynayıp sonunda mutlu sona ulaştı.2-0 gibi bir seriyle yanik iken 4-2 ile şampiyon olmak her takımın harcı değildir.Basketbol fenomeni haline gelmiş bir takımın yapacagı da ondan beklenen de buydu zaten gerçekleştirdilerde. Tekrar helal olsun sizlere takım oyununu bilmeyen rakibine nasıl takım olacagını iyi bir derşle gösterdin ....


Yazıklar olsun sana FENERBAHÇE ULKER yenildiğin için değil bu bir spordur mücadeledir haketme oyunudur sahaya çıkarsın mücadeleni edersin haketmişsen kazanırsın ama bunun ne FENERBAHÇE seyircileri farkında nede FENERBAHÇE yöneticileri. Oyunculara birşey söylemek istemiyorum ama onlarda bu fenerbahçe zihniyeti altında yazık oluyor eziliyorlar. Maçta olayları geren tarafın tek bir suçlusu vardır oda yönetimdir abuk sabuk demeçlerle ve EFES taraftarlarına faiş fiyat belirleyerek kendilerini dahada küçültmüşler bunuda kendi seyircilerine yansıtıp olayı bu seviyeye getirmişlerdir.5.maçsonrası son saniyelerde çalınan düdüğe "EFES ŞAMPIYON OLMAZSA LIGDEN ÇEKILECEK onun için hakemler bu kararı verdiler" gibi demeçlerle acıtasyon yapılarak bu kupa kazanılmıyor efendiler başkanından sorumlulurına kadar herşey saçmasapan işte bunun neticesindede FENERBAHÇE REZİLLİĞİ ortaya çıkıyor. Ha eski bir basketbolcu olarak ve iyibir basketbol izleyicisi olarak 5.maçtaki sondakikadaki düdük bence değil %10000 doğru bir karardı.Zaten bütün basketbol oteriteleri bu karara doğru karar demekte ama nedense FENERBAHÇE bunu kabul etmemekle beraber çok büyük saçmalık içindedir. Kızıyorum arkadaş türk sporunu bu vaziyete getiren zihniyete ,harekete ve tavırlara kızıyorum. HAZMETMEYI OGRENECEKSINIZ bu bir spor çünkü. Ama benim ülkemde bu tarz olaylara prim verildiği için yine birşey çıkmaz bundan da bakalım FENERBAHÇE ULKER seneye liglerde nasıl oynayacak federasyon yerinde olsam bu klubu BEKO BSKETBOL LIGINDEN MEN ederdim bu kaçıncı rezillikleri. Buyrun rezilliğin resimleri : (sahaya seyirciler girip oyunculara ve teknik heyete dalıyor)























Çarşamba, Aralık 17, 2008

Neler Oluyor Ülkemde ......

Şu son birkaç senedir yaşanan olaylara inanamıyorum aklı başında olan bir insan da inanmaz zaten bu olan olaylar neye ve kime hizmet ediyor buda muallakta olan birşey. Bakalım yaşadığımız sürece bu ülkede daha neler göreceğiz. Örneklendirmek gerekirse:
  • Bu ülkede Ermeni Asıllı Bir gazeteci Gazete binasından çıkarken Vuruluyor bu ülkede Belirgin bir şekilde "Hepimiz Ermeniyiz " sesleri yükseliyor (Tepkili olmak güzel yanlış olanı kınamak güzel) ama bu ülkede 28 senedir Şehit veriliyor ,28 senedir masum insanlar terör kurbanı oluyor kimse bu şekilde tepkilerini göstermiyor
  • Bu ülkede Nice Türk Gazeteciler suikasta kurban gidiyor ,Bu ülkede yine tepki yok
  • Yine bu ülkede İkilem yaratmak için sözde aydın kesimler dayanaksız mesnetsiz konulara dayanarak Ermenilerden Özür Kampanyası başlatıyor ama yine bu konuda tepki göstermekten aciz kalıyoruz.

Bunun gibi binlerce olay var daha buraya yazılacak ama benim en çok canımı sıkan konular bunlar .Nereye gidiyoruz yada nereye çekilmek isteniyoruz düşünmek bile istemiyorum inanın bana artık ne haber izlemek ne gazete okumak nede yaşanan olaylara tanık olmak istemiyorum çok acı bir durum inanıyorum benim gibi düşünen binlerce insan var bu ülkede.Sözde aydın kesimin başlattığı kampanyayı sorgulamak bile istemiyorum. 1915 yılında ermenilere yapılanlardan bahsediyorlardı bir tartışma kanalında avukat bir bayan söz aldı bu kampanyayı başlatan lardan biri ermeni vatandaşları asimile etmişiz onları yerlerinden yurtlarından etmiş ve topraklarına el koymuşuz ermeni köylerini basarak orda yaşayanları katletmişiz.Bu olan olay 1915 ozamanı düşünerek konuşan biri o tarihteki durumuda değerlendirmeliydi nedir bu durum ozaman savaş içinde olan bir millet ve ülkeydik savaş esnasında bu bayanın söyledikleriklerinin 100katını ermeni çeteciler ve ermeni yandaşları bu topraklarda ozamana kadar kucak kucaga yasadıkları türk vatandaşlarada yaptılar bu bayanın okudugu tarih kitapları bunu yazmıyor olabilir ama araştırmacı bir aydın olsaydı bu kaynaklara çok basit bir şekilde ulaşabilirdi en doğru kaynaklarda bu ülkenin arşivlerinde mevcuttur.Yine bu sözde aydınlar özür dilerken şunuda iyi düşünsünler bir devlet olarak bunu hiçbir zaman kin ve nefret durumuna getirmedik ne yönetim olarak nede millet olarak ama ERMENI devlet ve millet olarak herzaman bunu kin ve nefrete dönüştürerek bu kini Devlet destekli A.S.A.L.A örgütü ile herzaman üzerimize kustu.Acaba kimin kimden özür dilemesi gerekmekte sorarım bu aydınlara veya birilerinin bunu sorması gerekliliğini düşünüyorum. Nice bu ülke için değerli olan insanlar bu oluşum tarafından katledildi. 1915 yılındaki olaylar katliam da bu tarih ve devlet arşivine gecmiş olaylar neden bu aydınlar tarafından katliam olarak sayılmıyor. Neden bunları irdelemek bu aydın kesimine zor ve gülünç geliyor.Neyin savaşını veriyorlar nereye varmaya çalışıyorlar.Madem Bu kadar duyarlılar bu insanlar daha önceden bu kampanyayı başlatamamışlar yada ön ayak olmamışlar diye insanın sorası geliyor be kardeşim. Yazık çok yazık ...... Bilgi sahibi olmak isteyen arkadaslara bu linki tavsiye ediyorum http://www.devletarsivleri.gov.tr ayrıca bu linki bu abuk kampanyayı başlatan aydın kesimimize de şiddetle tavsiye ediyorum bu belgelerde yalan ise ozaman bu ülkede güvenecek hiçbirşey kalmamış demektir..

Perşembe, Ekim 30, 2008

Cumhuriyetimizin 85. yılı


Çok fazla yorum yapmayacagım sadece resim yeterli sanıyorum..


Cumartesi, Haziran 21, 2008

Mucizeler Takımı Türkiye



Milli Takımımıza söyleyecek hiç bir laf bulamıyorum kelimelere dökmek imkansız hani klasik bir laf vardırya anlatılmaz yaşanır diye aynen milli takımız içinde dün oynadığı maç için cuk oturan bir kelime bence. 70 milyonu önce üzüntüden kahreden sonra güldüren bir takım spor tarihinde daha yoktur heralde . Bu avrupa Kupası Turnavası bizim için tam anlamıyla bir mucize oldu ve olmaya da devam etmekte Dünya futbol literatüründe böyle bir olay yaşanmamıştır yasanmayacaktır bence .Tam 3 kritik macı yenik durumdayken lehine cevirebilen tek milli takım Türk Milli takımıdır. Dünkü maçta yine iyi bir takım görüntüsü çizemedik ama macı dondurmeyi bir şekilde başardık. Bu turnuvada şans faktörüde bizim yanımızda ben buna inndım şahsen . Defans konusunda bu kadr zaaflarımız varken ve tam takım olarak oynayamamıza rağmen şahsi kanaatim biz bu avrupa kupasını bu şans faktörüyle alır geliriz diye düşünüyorum. Kahramanlar biz de bitmez tükenmez her maç bir kahraman çıkardık bu turnuvada dünkü Hırvatistan macında da bence maçın kahramanı RÜŞTÜ REÇBER idi. Rüştü abeyi çok fazla beğenmesemde (Bjk. lı olmama ragmen takıma geldiğinde üzülmüştüm) dünkü maç için onu yüreken kutlarım hatalı bir gol yemesine ragmen tecrübesi ve soğuk kanlılığıyla ve akılcı oyunu ile takımımıza yarı final kapısını araladı ve son penaltılarda kurtardığı penaltı ve iyi yer tutmasıyla yarı final kapısını sonuna kadar açtı. Maçın hakemi her ne kadar maçı doğradıysa hakeme ragmen maçı almayı bildik zaten Türk Milli takımı Her maçta 2 rakibe karşı oynuyor biri HAKEM diğeri rakib takım , Hırvatları aglattık teselliyi hakem agalarında aradılar resimlerden de belli olacak zaten . Bu kadar rakibe karsı Milli takım halen galip geliyorsa kimse birşey sölemesin dudaklarınızı ısırın hehhhehehhehhhehehhe. (Ahmet Çakar abi bu lafım sana )

















Maç Resimleri:







Pazartesi, Haziran 16, 2008

Çılgın Türkler

Biz Türkler galiba zor olan� seviyoruz ki son Avrupa Kupası maçıda bunu kanıtlamış oldu. Maç 90 dakika ama bizimkiler son 75. dakikada oynamak istediler nedense hemde 2-0 gibi skorla yenikken. Garanti Banksının Reklamındaki gibi demirden adam olup bitti denilen maç� Çek Cum. vermediler .Hepsine helal olsun hepsi bu sevinci ve hakl� gururu hak ettiler. �imdi S�rada H�rvatlar var bakal�m o maçta ta bu yürekle oynarlarsa bu kupada favori olarak bile gözterilmeyen A Milliler heralde favori konuma geleceklerdir. Tüm A Milli Tak�m ekibini kutlar�m HELAL OLSUN SIZE.(Her nekadar maç� izlerken sinirden t�rnaklar�m� kemirsemde yinede hak ettiniz).

Maç�n Videosu:


Çarşamba, Haziran 04, 2008

Tam 3 Sene Geçmiş

 

Havai esek

Vay be şu blog olayına heveslenip işe başlamamın üzerinden tam tamına 3 sene geçmiş. Sanki Bana dün gibi geliyor ilk blog hesabımı açısım ablamın işyerinde bilgisayarın başında heyecanla oluşturduğum adresim hehehehe.Tam tamına 3 sene geçmiş  ama tam olarak ilgilenemedim bloğumla yani tam olarak hakkını veremedim. Blog başta benim için bir kaçış yeri gibiydi öyle bir sebepten dolayı açmadım bu blogu yani bir amacım yoktu ama zaman zaman arada vermiş olsam bir inatla devam etmişim kopamamışım bu heyecan olarak başlayan duragan devam eden blog etkisinden. Şöyle bir arşivime baktımda ben bu süre içinde ne yazmışım diye sinirlenmişim yazmışım, üzülmüşüm yazmışım ,sevinmişim  yazmışım yazmışımda yazmışım . Benimde stress topum olmuş blog sayfam hani kimileri spor yapar deşarj olur kimileri kitap okur deşarj olur bende yazarak içimdekileri  dökerek deşarj olmusum. Çok düşünmeden için bu işe başladığım içinde  bu şekilde 3 sene boyunca gitmiş. Ama şimdi daha değişik şeyler planlıyorum bu blog yine böyle devam edecek bir süre daha ama biraz daha paylaşımcı bir blog düşünüyorum. O blogu da yine burda duyurucam inşallah zaman bulup hazırlayabilirsem tabiii.

 

gul

Pazartesi, Haziran 02, 2008

TBBL Playoff Heyecanı

Ben basketbol manyagı olarak her ne kadar işten gücten fırsat bulupda maçlara gidemesem de playoffları kacırmamaya çalışıyorum ve pazar günü oynana final serisinin 4.macı bir hayli heyecanlı ve çekişmeli geçti. Sonunda T.Telekom un kaybetmesine cok canım sıkıldı ama oynadıkları maçlar beni doyurdu diyebilirim. Kanımca bu macın hakkı T.Telekom olarak düşünsemde Fenerbahçe nin oyununuda haybeye atmamak gerekiyor . Fenerbahçenin bireysel yetenekleri T.Telekomun Takım oyununu bir şekilde yenmeyi başardı. Fenerbahçenin oyununu lig başladığından beri sevemedim zaten bireyselliğe dayalı takım ruhunu bazen unutttukları oyunlar sanki fenerbahçenin tarzı olmuş gibi buda eski bir oyuncu olarak beni mutlu etmiyor. T.Telekom ise ligin başından beri istikrarlı bir şekilde takım oyunu ve ruhunu sahaya yansıtarak buraya kadar geldiler. Ne Diyelim bazen Hırs ve azim Takım ruhuna ve oyununa karsı galip gelebiliyor. T.Telekom zaman zaman oyun esnasında gösterdikleri sakinliğini son dakikalara kadar taşıyabilseydi ( ki 3.mac cok güzel bir ornektir buna) sonucu 2-2 yapmaları içten bile değildi.

Salı, Nisan 01, 2008

Facebook & İnternet Güzelliği


Teknoloji gittikçe geliştikçe insanların hayatına daha çok giriyor heralde.Benim ilk bilgisayarla tanıştığım zamanlarda daha windows 3.1 işletim sistemi kullanılırken şimdi bakıyorsunuz adamlar yeni bir çığır açmışlar kaptırmışlar gidiyorlar. Tabi bu gelişimde ister istemez hayatlarımıza giriyor . Daha önceden bilgisayar lux bir kullanım aracı olarak görülürken şimdi gerekli bir ihtiyaç haline geldi. Hele internetin ve buna bağlı olarak diğer meteryallerin gelişimide kısa sürede dudak ısırtacak konuma geldi velhasıl konuyu uzatmayıp sadede gelecek olursak su 2008 itibariyle facebook ile tanışma fırsatı buldum. Ablam sağolsun onun sayesinde facebook.com adresine üye olduk ve ilk aklıma gelen ismi arayalım dedim oda nerden geldiyse aklıma ilkokul arkadasımın ismi aklıma arattim ve buldum . 22 yıldır görüşmediğim bir insanla şimdi msn den de olsa görüşüyoruz . Hiç aklıma gelmezdi hatta bundan 5 sene once deselerdi sen 22 senedir görmediğin ilkokul arkadasınla görüşeceksin diye bir taraflarımla gülerdim ama gelin görün ki gerçek oldu . İlkokul ortaokul lise derken internet sayesinde görüşemediğim bir sürü insanı bulabileceğim heralde hehehehehehhehe. İnsan bir garip oluyor tabi 22 sene önceki haliyle hatırladığın insanları koskoca gecen o zaman diliminden sonra görmek yada konusmak insanı belirli bir süre -40 derecedeki suda yüzmeyle aynı etkiyi yaratıyor ama ŞÖK'u atlatınca keyfine varabiliyorsunuz.