Çarşamba, Ocak 06, 2010

Karamsar Olmak İstemiyorum .......

Karamsar olmak istemiyorum ama maalesef yurdumda gelişen olaylar beni iki kat karamsarlığa itiyor . 5 senenin acısını yine millete ağır faturalarla ödettiriyorlar ülkemde , hukukun demokrasinin içine eden eller bugün de vatandaşa uzanmış durumda artık insanların geleceğinden ümitleri de yok o hale getirdiler..... Seslerini biraz yükseltenler ise bir daha seslerini çıkaramayacak hale getirildiler ülkemde öyle yada böyle bir şekilde(Cumhuriyet Mitinglerine Karşı Ergenekon muhabbeti). Zamlar almış başını gitmekte ülkemde hiçbir kurum devletle barışık değil ülkemde her şey özel her şey satıla bilinir durumda yakında satılık ülke konumuna getirileceğiz. Bu anlamsız zamlar ile milletin beli iyice bükülerek tamamen pasifiize duruma getiriliyor.Kurumlarla anlaşma sağlanabilecek konularda bile hükumet kendi borusunu öttürerek zamların bombalarını patlatmaya başladı. Bir sene içinde Elektrik ve doğal gaza gelen zam oranı kaç kişinin farkında (%70) .Ülkemdeki telekomünikasyon ağı bile tamamen bize ait değil . Biz neler yapabiliriz şu an belki hiç bir şey burada bloglara yazmaktan başka ama bizimde sıramız gelecek elbet (Bunlardan daha iyisi mi var zihniyetinden kurtulabilirsek eğer ) göz göre lades demek alışkanlıklarımızdan olmuş ama bundan sonra değiştirin bu zihniyeti silkinin uyanın .....

Pazartesi, Ocak 04, 2010

Yeni Bir Yıl 2010


2009 senesini de mazimize gömdük arkadaşlar ,sizler için nasıl geçti bilinmez ama benim için bir konu dışında çok iyi geçtiğini söylenemez. 2009 yılı bana çok şeyler öğretti gösterdi ve yaşattı. Arkadaşlıkların dostlukların ve insanların ne kadar bayağı ne kadar yalan olabileceklerini gösterdi yaşattı, aile denen kurumun bazen ne kadar basit olduğunu gösterdi yaşattı acı ama gerçek adam gibi dostlarımın olmadığının farkına vardırdı.Bir babanın kızına karşı ne kadar vurdum duymaz ve acımasız olduğunu yaşattı. Belki özünde oda acısıyla yaşıyor ama gerçekte neden bu kadar ketum olduğunu anlamıyorum. Çok şey var aslında söylenecek yazılacak içimi acıtan ,içimi köpürten ama bunlar buraya sığmaz .2005 senesinde başlamıştım blogger a öylesine bir hevesti belki ilk önceleri ama sonraları yazdıkça rahatlamaya başladığımın farkına vardım gerçekte cesaret edipte söyleyemeyeceğim şeyleri burada dillendirdim.Beni sevindiren üzen her şey için bir post gönderdim sonra uzun süre ara verdim 2009 yılında ama anladım ki benim rahatlamam gerekiyormuş yeniden aksatmadan yazmaya çalışacağım çünkü 2010 senesi benim için bambaşka olacak . Çünkü Yüce Mevlam nasip ederse 2010 yılının Haziran ayında Baba olacağım. Bunu şimdiye kadar yazmadım çünkü korktum hep bir aksilik olacağından korktum neden bilmiyorum. İnsanların bazen böyle korkuları olabiliyor sanırsam. Bundan sonra tüm sevinçlerim korkularım burada yaşam bulacak..........

Hepinize Mutlu Yıllar.......................



Perşembe, Ekim 22, 2009

Açılım Komedisi....

Sen bu vatan için şehit olan insanların aileleriyle görüşmeyi bile kabul etme üstüne üstlük "Onlarla görüşecek bişey yok " deme cüretini göster sonra yine bu vatan için kurşun yemiş insanları ergenekon örgütü diye saçma sapan bir örgüte üye olmaktan içeri tık ,açlıktan ve işsizlikten beli kırılmış halk demokratik haklarını kullanarak protesto etsin seni onları polise tartaklattır sonra bu ülkeyi bölmek isteyen adamlara gel kucak aç davullu zurnalı karşılama yaptır. Bekir Coşkun'un yazısı düşüncelerime tamda tercüme olmuş paylaşayim dedim yazı aşağıdadır.
[][][].......Taş ağlar...[][][]
YANİ şimdi siz PKK terör örgütü militanlarını önde vali, arkada bando mızıka,çiçeklerle, çikolatalarla, bayram ederek karşıladınız...Ama ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş profesörleri, akademisyenleri,edebiyatçıları, gazetecileri, generalleri, sanatçıları, henüz kanıtlanmamış “örgüt” iddiasıyla aylardır hapishanelere tıktınız...Öyle mi?..Eli silahlı terör örgütü militanı 20 dakikada ifade verdi ve salındı, ama eli kalemli Mustafa Balbay‘ın dünkü köşesinde “229 gündür tutuklu” olduğu yazılıydı...Üniversite kurup çocuklarınızı yetiştiren, hastane kurup nice can kurtaran Prof. Mehmet Haberal hasta yatağında tutuklu, ama “çocuk katili” dediğiniz insanları kucaklıyorsunuz...Böyle midir hukukunuz?..Kanserle boğuşan bilim adamımız Erol Manisalı acılar içinde sürünüyor... O teröristlerle savaşan askerlerimiz demir kapılar arkasında tutsak... Türkan Saylan öldüğü halde kurtulamadı elinizden, sorgulanıyor...Ama PKK‘lıları bağrınıza bastınız...Vicdan bu mudur?..İlhan Selçuk yarım asırdan fazladır “barış-sevgi-huzur-güven-çağdaşlıkhukuk-demokrasi” üzerine yazılar yazdı, suç oldu... Ama vatana kurşun sıkanların başı Apo‘nun yol haritasına bakıp bakıp teröristleri çikolatayla karşıladınız...Böyle midir devlet?..Taş olsa ağlar...Bir terörist dağdan eksilse hepimiz seviniriz.Ama bu ne hal?..Terör örgütünün bayrakları, Apo’nun posterleri, alkışlar, zafer zılgıtları...Önde vali...Arkada çiçekçi...Devlet terörü teslim aldı derken, terörün teslim aldığı devlet midir bu gözüken?..Hukuk mu bu?..Adalet buna mı diyorsunuz?..Vicdanın eridiği, mantığın yanıt veremediği, tüm değerlerin bittiği yerdir burası...Taş ağlar...Taş...
Bu yazıdan sonra yoruma gerek yok heralde ...... Bu ülkede vatanını seven herkez aglıyor dışına akıtmasada göz yaşlarını sicim sicim aglıyor,kan aglıyor ........

Salı, Ekim 06, 2009

KüçükŞeyler Büyük Mutluluklar

Evet geçen pazar günü yiğenimiz bizdeydi .Yiğeninde kaplumbaga sevdası varmış 8 yasında ama illa da bir hayvan besleyecegim mantıgında hareket ettiği için onu kıramadık eşimle.Hoş benimde hoşuma gitmediği değil böylece bir sorumluluk üstlenmiş olacak diye düşündüm kendimce. Dışarı çıktık işte saat 13:00 gibi Atatürk caddesinde büyük bir pet shop acılmıştı ilk durak yermiz orası oldu tabiki içeri girer girmez hemen su kaplumbagalarına yoneldik yigeni mutlu edicez ya o sırada benim hayatım da (Eşim Oluyor :) ) "Bende balik istiyorum" dedi gözlerinin içi parlayarak tabi ben o parıltıyı görünce dayanamadım tabiki dedim.Bu arada da bir sürü çeşit balık içlerinde kayboluyoruz . Bizim ufak yiğen de kaplumbagadan vazgeçip oda baliğa karar verdi velhasıl her ikisine de birer akvaryum tam takım içinde küçük japon balıklarından aldım. Her ikisinide o kucuk balıklar nasıl mutlu etti sormayın kendi kendime içimden şu dünyada mutlu olunacak şeyler de varmı ş be dedim. Altı üstü akvaryum ve balık hadi yiğen kucuk onu anlarım ama benim hayatımda mutluolmakta yiğeninden farksiz değildi. 17:30 gibi eve varınca akvaryumu kurduk içine balıklarıda koyduk ne yalan söyleyim akşamları bende eve gidince karşılarından kalkamıyorum enterasan bir şeymiş gerçekten. Bizim yiğen yemek bile yemedi bir an önce eve gidip akvaryumunda balıklarını seyredecekmiş uça uça gitti valla .
Ve şunu anladım ki başkası için ufak önemsiz gibi görünen şeyler bazen başkalarının dünyası oluyormuş. :))))))

Cuma, Ağustos 21, 2009

Garip Bir Değişim İçindeyim.....


Şu son günlerde ruhsal olayların dışında istekler olarakda değişim içindeyim .Galiba yaş ilerledikçe yapmak istenilen şeyler depreşiyormu nedir. Ama işte zamanlama ayrıyeten planlama problemleri ve çalışmak gibi durumlar malesef ama malesef insana gem vurduruyor isteklerine. Planlama konusunda hep zayıf kalmışımdır zaten ama istekler konusunda bu kadar beceriksiz değilim . Mesala son zamanlarda beni dürtükleyen scuba olayı sonra paraşütle atlama deneyimi gibi isteklerle son zamanlarda yanıp tutuşuyorum ilk önce yapmam gereken bunları bir sıraya koymak sanırım. İstekler Şelale bendeki durum bu . Umarım Kısa bir zamanda bu isteklerimin bir kaçını gerçekleştirebilirim.

Hep Mavi derinlikleri meak etmişimdir zaten öncelik galiba bu olacak ......



Pazartesi, Ağustos 17, 2009

Sıkılıyorum Artık

Monotonluktan sıkılıyorum ,zaman ayıramamaktan sıkılıyorum zaman zaman insanlardan sıkılıyorum , ailemdeki ve sevdiğim insanların sıkıntılarına sıkılıyorum bazen delicesine aşık olduğum kadına seni ölümüne seviyorum diyememekten sıkılıyorum , sıkılıyorum da sıkılıyorum.Neden niçin ne anlama geliyor bilmiyorum ama boşlukta dolanıp duruyormuşum gibi geliyor bu aralar bana. Agzıma okadar çok şey geliyorki söyleyecek ,bunları koyuverme cesareti gösterememekten sıkılıyorum ,sanki çürük dallar arasında dipsiz bir çukura atmışlar gibi beni hangi dala elimi atsam kırılıp elimde kalıyor ve ben düşmeye düşmeye devam ediyorum çaresizlik içinde bu ruh durumu son bir kaç hafdadır sürmekte herşeye boşvermişliğimden midir acaba diye hayıflanıyorum kendi kendime bazen.(Kaç zaman olmuş sayfama bile bir iki kelam yazı yazmamışım örneğin). Sonra dönüp bakıyorum şöyle bir çevreme boş veremeyenlerin durumuna bakıyorum geçmişle yaşayan geçmişin anılarını hala yaşatan en yakın kişilere bakıyorum onlarında durumları benim gibi değişen birşey yok . Belki dagınık bir aile yapımız oldugundan kaynaklanıyor yada kimseye ihtiyacımız yok diye düşünülüyor bilemiyorum, belki bu zamana kadar hep yalnız bırakıldıgımızdan kendi ayaklarımız üzerinden durabileceğimizi sandıklarından vurdum duymaz olunabiliniyor bazen ama bazen insan arıyor yaw "İMDAT" diye bağırdığı zaman kedi yavrusu gibi ensesinden tutup onu kaldıracak bir el arıyorrrrrrrrrrrrrrrr. Bilmiyorum bu yazıyı okurlarmı okumazlarmı ama benim Canım Çok yanıyor. Keşke benimde ruhumda asilik olsaydı keşkeeeeeee.

Perşembe, Haziran 18, 2009

Helal Olsun Sana EFES PILSEN Yazıklar Olsun FENERBAHÇE ULKER

Evet başlıktanda anlaşılacagı gibi Helal olsun Efespilsen aslanlar gibi 4 serilik final maçında oynaması gerektiği gibi oynayıp sonunda mutlu sona ulaştı.2-0 gibi bir seriyle yanik iken 4-2 ile şampiyon olmak her takımın harcı değildir.Basketbol fenomeni haline gelmiş bir takımın yapacagı da ondan beklenen de buydu zaten gerçekleştirdilerde. Tekrar helal olsun sizlere takım oyununu bilmeyen rakibine nasıl takım olacagını iyi bir derşle gösterdin ....


Yazıklar olsun sana FENERBAHÇE ULKER yenildiğin için değil bu bir spordur mücadeledir haketme oyunudur sahaya çıkarsın mücadeleni edersin haketmişsen kazanırsın ama bunun ne FENERBAHÇE seyircileri farkında nede FENERBAHÇE yöneticileri. Oyunculara birşey söylemek istemiyorum ama onlarda bu fenerbahçe zihniyeti altında yazık oluyor eziliyorlar. Maçta olayları geren tarafın tek bir suçlusu vardır oda yönetimdir abuk sabuk demeçlerle ve EFES taraftarlarına faiş fiyat belirleyerek kendilerini dahada küçültmüşler bunuda kendi seyircilerine yansıtıp olayı bu seviyeye getirmişlerdir.5.maçsonrası son saniyelerde çalınan düdüğe "EFES ŞAMPIYON OLMAZSA LIGDEN ÇEKILECEK onun için hakemler bu kararı verdiler" gibi demeçlerle acıtasyon yapılarak bu kupa kazanılmıyor efendiler başkanından sorumlulurına kadar herşey saçmasapan işte bunun neticesindede FENERBAHÇE REZİLLİĞİ ortaya çıkıyor. Ha eski bir basketbolcu olarak ve iyibir basketbol izleyicisi olarak 5.maçtaki sondakikadaki düdük bence değil %10000 doğru bir karardı.Zaten bütün basketbol oteriteleri bu karara doğru karar demekte ama nedense FENERBAHÇE bunu kabul etmemekle beraber çok büyük saçmalık içindedir. Kızıyorum arkadaş türk sporunu bu vaziyete getiren zihniyete ,harekete ve tavırlara kızıyorum. HAZMETMEYI OGRENECEKSINIZ bu bir spor çünkü. Ama benim ülkemde bu tarz olaylara prim verildiği için yine birşey çıkmaz bundan da bakalım FENERBAHÇE ULKER seneye liglerde nasıl oynayacak federasyon yerinde olsam bu klubu BEKO BSKETBOL LIGINDEN MEN ederdim bu kaçıncı rezillikleri. Buyrun rezilliğin resimleri : (sahaya seyirciler girip oyunculara ve teknik heyete dalıyor)























Çarşamba, Aralık 17, 2008

Neler Oluyor Ülkemde ......

Şu son birkaç senedir yaşanan olaylara inanamıyorum aklı başında olan bir insan da inanmaz zaten bu olan olaylar neye ve kime hizmet ediyor buda muallakta olan birşey. Bakalım yaşadığımız sürece bu ülkede daha neler göreceğiz. Örneklendirmek gerekirse:
  • Bu ülkede Ermeni Asıllı Bir gazeteci Gazete binasından çıkarken Vuruluyor bu ülkede Belirgin bir şekilde "Hepimiz Ermeniyiz " sesleri yükseliyor (Tepkili olmak güzel yanlış olanı kınamak güzel) ama bu ülkede 28 senedir Şehit veriliyor ,28 senedir masum insanlar terör kurbanı oluyor kimse bu şekilde tepkilerini göstermiyor
  • Bu ülkede Nice Türk Gazeteciler suikasta kurban gidiyor ,Bu ülkede yine tepki yok
  • Yine bu ülkede İkilem yaratmak için sözde aydın kesimler dayanaksız mesnetsiz konulara dayanarak Ermenilerden Özür Kampanyası başlatıyor ama yine bu konuda tepki göstermekten aciz kalıyoruz.

Bunun gibi binlerce olay var daha buraya yazılacak ama benim en çok canımı sıkan konular bunlar .Nereye gidiyoruz yada nereye çekilmek isteniyoruz düşünmek bile istemiyorum inanın bana artık ne haber izlemek ne gazete okumak nede yaşanan olaylara tanık olmak istemiyorum çok acı bir durum inanıyorum benim gibi düşünen binlerce insan var bu ülkede.Sözde aydın kesimin başlattığı kampanyayı sorgulamak bile istemiyorum. 1915 yılında ermenilere yapılanlardan bahsediyorlardı bir tartışma kanalında avukat bir bayan söz aldı bu kampanyayı başlatan lardan biri ermeni vatandaşları asimile etmişiz onları yerlerinden yurtlarından etmiş ve topraklarına el koymuşuz ermeni köylerini basarak orda yaşayanları katletmişiz.Bu olan olay 1915 ozamanı düşünerek konuşan biri o tarihteki durumuda değerlendirmeliydi nedir bu durum ozaman savaş içinde olan bir millet ve ülkeydik savaş esnasında bu bayanın söyledikleriklerinin 100katını ermeni çeteciler ve ermeni yandaşları bu topraklarda ozamana kadar kucak kucaga yasadıkları türk vatandaşlarada yaptılar bu bayanın okudugu tarih kitapları bunu yazmıyor olabilir ama araştırmacı bir aydın olsaydı bu kaynaklara çok basit bir şekilde ulaşabilirdi en doğru kaynaklarda bu ülkenin arşivlerinde mevcuttur.Yine bu sözde aydınlar özür dilerken şunuda iyi düşünsünler bir devlet olarak bunu hiçbir zaman kin ve nefret durumuna getirmedik ne yönetim olarak nede millet olarak ama ERMENI devlet ve millet olarak herzaman bunu kin ve nefrete dönüştürerek bu kini Devlet destekli A.S.A.L.A örgütü ile herzaman üzerimize kustu.Acaba kimin kimden özür dilemesi gerekmekte sorarım bu aydınlara veya birilerinin bunu sorması gerekliliğini düşünüyorum. Nice bu ülke için değerli olan insanlar bu oluşum tarafından katledildi. 1915 yılındaki olaylar katliam da bu tarih ve devlet arşivine gecmiş olaylar neden bu aydınlar tarafından katliam olarak sayılmıyor. Neden bunları irdelemek bu aydın kesimine zor ve gülünç geliyor.Neyin savaşını veriyorlar nereye varmaya çalışıyorlar.Madem Bu kadar duyarlılar bu insanlar daha önceden bu kampanyayı başlatamamışlar yada ön ayak olmamışlar diye insanın sorası geliyor be kardeşim. Yazık çok yazık ...... Bilgi sahibi olmak isteyen arkadaslara bu linki tavsiye ediyorum http://www.devletarsivleri.gov.tr ayrıca bu linki bu abuk kampanyayı başlatan aydın kesimimize de şiddetle tavsiye ediyorum bu belgelerde yalan ise ozaman bu ülkede güvenecek hiçbirşey kalmamış demektir..

Perşembe, Ekim 30, 2008

Cumhuriyetimizin 85. yılı


Çok fazla yorum yapmayacagım sadece resim yeterli sanıyorum..


Cumartesi, Haziran 21, 2008

Mucizeler Takımı Türkiye



Milli Takımımıza söyleyecek hiç bir laf bulamıyorum kelimelere dökmek imkansız hani klasik bir laf vardırya anlatılmaz yaşanır diye aynen milli takımız içinde dün oynadığı maç için cuk oturan bir kelime bence. 70 milyonu önce üzüntüden kahreden sonra güldüren bir takım spor tarihinde daha yoktur heralde . Bu avrupa Kupası Turnavası bizim için tam anlamıyla bir mucize oldu ve olmaya da devam etmekte Dünya futbol literatüründe böyle bir olay yaşanmamıştır yasanmayacaktır bence .Tam 3 kritik macı yenik durumdayken lehine cevirebilen tek milli takım Türk Milli takımıdır. Dünkü maçta yine iyi bir takım görüntüsü çizemedik ama macı dondurmeyi bir şekilde başardık. Bu turnuvada şans faktörüde bizim yanımızda ben buna inndım şahsen . Defans konusunda bu kadr zaaflarımız varken ve tam takım olarak oynayamamıza rağmen şahsi kanaatim biz bu avrupa kupasını bu şans faktörüyle alır geliriz diye düşünüyorum. Kahramanlar biz de bitmez tükenmez her maç bir kahraman çıkardık bu turnuvada dünkü Hırvatistan macında da bence maçın kahramanı RÜŞTÜ REÇBER idi. Rüştü abeyi çok fazla beğenmesemde (Bjk. lı olmama ragmen takıma geldiğinde üzülmüştüm) dünkü maç için onu yüreken kutlarım hatalı bir gol yemesine ragmen tecrübesi ve soğuk kanlılığıyla ve akılcı oyunu ile takımımıza yarı final kapısını araladı ve son penaltılarda kurtardığı penaltı ve iyi yer tutmasıyla yarı final kapısını sonuna kadar açtı. Maçın hakemi her ne kadar maçı doğradıysa hakeme ragmen maçı almayı bildik zaten Türk Milli takımı Her maçta 2 rakibe karşı oynuyor biri HAKEM diğeri rakib takım , Hırvatları aglattık teselliyi hakem agalarında aradılar resimlerden de belli olacak zaten . Bu kadar rakibe karsı Milli takım halen galip geliyorsa kimse birşey sölemesin dudaklarınızı ısırın hehhhehehhehhhehehhe. (Ahmet Çakar abi bu lafım sana )

















Maç Resimleri:







Pazartesi, Haziran 16, 2008

Çılgın Türkler

Biz Türkler galiba zor olan� seviyoruz ki son Avrupa Kupası maçıda bunu kanıtlamış oldu. Maç 90 dakika ama bizimkiler son 75. dakikada oynamak istediler nedense hemde 2-0 gibi skorla yenikken. Garanti Banksının Reklamındaki gibi demirden adam olup bitti denilen maç� Çek Cum. vermediler .Hepsine helal olsun hepsi bu sevinci ve hakl� gururu hak ettiler. �imdi S�rada H�rvatlar var bakal�m o maçta ta bu yürekle oynarlarsa bu kupada favori olarak bile gözterilmeyen A Milliler heralde favori konuma geleceklerdir. Tüm A Milli Tak�m ekibini kutlar�m HELAL OLSUN SIZE.(Her nekadar maç� izlerken sinirden t�rnaklar�m� kemirsemde yinede hak ettiniz).

Maç�n Videosu:


Çarşamba, Haziran 04, 2008

Tam 3 Sene Geçmiş

 

Havai esek

Vay be şu blog olayına heveslenip işe başlamamın üzerinden tam tamına 3 sene geçmiş. Sanki Bana dün gibi geliyor ilk blog hesabımı açısım ablamın işyerinde bilgisayarın başında heyecanla oluşturduğum adresim hehehehe.Tam tamına 3 sene geçmiş  ama tam olarak ilgilenemedim bloğumla yani tam olarak hakkını veremedim. Blog başta benim için bir kaçış yeri gibiydi öyle bir sebepten dolayı açmadım bu blogu yani bir amacım yoktu ama zaman zaman arada vermiş olsam bir inatla devam etmişim kopamamışım bu heyecan olarak başlayan duragan devam eden blog etkisinden. Şöyle bir arşivime baktımda ben bu süre içinde ne yazmışım diye sinirlenmişim yazmışım, üzülmüşüm yazmışım ,sevinmişim  yazmışım yazmışımda yazmışım . Benimde stress topum olmuş blog sayfam hani kimileri spor yapar deşarj olur kimileri kitap okur deşarj olur bende yazarak içimdekileri  dökerek deşarj olmusum. Çok düşünmeden için bu işe başladığım içinde  bu şekilde 3 sene boyunca gitmiş. Ama şimdi daha değişik şeyler planlıyorum bu blog yine böyle devam edecek bir süre daha ama biraz daha paylaşımcı bir blog düşünüyorum. O blogu da yine burda duyurucam inşallah zaman bulup hazırlayabilirsem tabiii.

 

gul

Pazartesi, Haziran 02, 2008

TBBL Playoff Heyecanı

Ben basketbol manyagı olarak her ne kadar işten gücten fırsat bulupda maçlara gidemesem de playoffları kacırmamaya çalışıyorum ve pazar günü oynana final serisinin 4.macı bir hayli heyecanlı ve çekişmeli geçti. Sonunda T.Telekom un kaybetmesine cok canım sıkıldı ama oynadıkları maçlar beni doyurdu diyebilirim. Kanımca bu macın hakkı T.Telekom olarak düşünsemde Fenerbahçe nin oyununuda haybeye atmamak gerekiyor . Fenerbahçenin bireysel yetenekleri T.Telekomun Takım oyununu bir şekilde yenmeyi başardı. Fenerbahçenin oyununu lig başladığından beri sevemedim zaten bireyselliğe dayalı takım ruhunu bazen unutttukları oyunlar sanki fenerbahçenin tarzı olmuş gibi buda eski bir oyuncu olarak beni mutlu etmiyor. T.Telekom ise ligin başından beri istikrarlı bir şekilde takım oyunu ve ruhunu sahaya yansıtarak buraya kadar geldiler. Ne Diyelim bazen Hırs ve azim Takım ruhuna ve oyununa karsı galip gelebiliyor. T.Telekom zaman zaman oyun esnasında gösterdikleri sakinliğini son dakikalara kadar taşıyabilseydi ( ki 3.mac cok güzel bir ornektir buna) sonucu 2-2 yapmaları içten bile değildi.

Salı, Nisan 01, 2008

Facebook & İnternet Güzelliği


Teknoloji gittikçe geliştikçe insanların hayatına daha çok giriyor heralde.Benim ilk bilgisayarla tanıştığım zamanlarda daha windows 3.1 işletim sistemi kullanılırken şimdi bakıyorsunuz adamlar yeni bir çığır açmışlar kaptırmışlar gidiyorlar. Tabi bu gelişimde ister istemez hayatlarımıza giriyor . Daha önceden bilgisayar lux bir kullanım aracı olarak görülürken şimdi gerekli bir ihtiyaç haline geldi. Hele internetin ve buna bağlı olarak diğer meteryallerin gelişimide kısa sürede dudak ısırtacak konuma geldi velhasıl konuyu uzatmayıp sadede gelecek olursak su 2008 itibariyle facebook ile tanışma fırsatı buldum. Ablam sağolsun onun sayesinde facebook.com adresine üye olduk ve ilk aklıma gelen ismi arayalım dedim oda nerden geldiyse aklıma ilkokul arkadasımın ismi aklıma arattim ve buldum . 22 yıldır görüşmediğim bir insanla şimdi msn den de olsa görüşüyoruz . Hiç aklıma gelmezdi hatta bundan 5 sene once deselerdi sen 22 senedir görmediğin ilkokul arkadasınla görüşeceksin diye bir taraflarımla gülerdim ama gelin görün ki gerçek oldu . İlkokul ortaokul lise derken internet sayesinde görüşemediğim bir sürü insanı bulabileceğim heralde hehehehehehhehe. İnsan bir garip oluyor tabi 22 sene önceki haliyle hatırladığın insanları koskoca gecen o zaman diliminden sonra görmek yada konusmak insanı belirli bir süre -40 derecedeki suda yüzmeyle aynı etkiyi yaratıyor ama ŞÖK'u atlatınca keyfine varabiliyorsunuz.

Salı, Şubat 19, 2008

16 Sene Sonra



Antalyada 16 sene sonra kar yağışı oldu.Oluşan Manzara mükemmel di ve Antalya'lılara görsel bir ziyafet oluşturdu resmen hava. Benim Hatırladığım en son 1992 senesinde kar yağmış ve tutmuştu bu sefer sadece 1 satlik bir yağış oldu ama yinede benim gibi kara hasret kalmış biri için yeterliydi heralde küresel mi yoksa konisel mi ısınma hava dengesini allak bullak etti yani . Bakalım Antalya ya bir daha ki kar yağışı kaç sene sonra olacak. Tabiki ben deniz bu fırsatı değerlendirip o yağan kar altında uzun uzun yürüdüm eski günler aklıma geldi valla eskiyide böylece yaad etmiş olduk . Çocukluk yıllarıma gittim birden o yağan kristal doku altında İstanbul daki çocukluk günlerim o istanbul'un kar yağışı benim dizime gelen karda yuvarlanışım ablamla babamla annemle oynadığım kartopu savaşları öyle işte sokakta yürürken salak bir gülümseme belirdi yüzümde yarı hüzünlü yarı şaşkın br gülümseme. İnsan geriye baktığında ne kadar tuhaf şeyler görüyor bir bilseniz belki hafızanızın size oynadığı oyunmudur yoksa hafızanızın dip köşelerine saklanmış unuttuğunuzu sandığınız ama unutamadığınız gerçeklermidir ama bir gerçek var geriye dönüp baktığınıda gerçekten çok ama çok şaşırıyorsunuz Antalyaya yağan bu karda bende buhissleri uyndırarak toprak üstünde çok kalmayarak eriyip gitti işte ...

Cuma, Kasım 09, 2007

Pazartesi, Temmuz 30, 2007

Sıcaklar Bunaltıyor..........



Sıcaklar bu sene daha mı azdı nedir anlayamadım 17 senedir Antalya dayım ama ilk kez bu sene isiliklere maruz kaldım. Bu ne böyle kardeşim geçenlerde dışarıda dolaşırken bilboardlarda sıcaklık 56 derece yazıyordu gözlerime inanamadım gözlüklerimi 2 kere silip öyle baktım ama değişen bir şey olmadı malesef :( . 56 derece oturduğum yerde 2 kilo vermemin nedeni heralde bu olsa gerek. Bazı arkadaşlarda ne güzel siz tatil kentindesiniz diye hayıflanıyorlar ben böyle tatil kentinin içine ..... deniz suyu sıcaklıgı 28-30 arası gelde denizde serinle bakalım serinliyebiliyorsan . Kaçıp gideceğim buralardan yaw küresel ısınma neymiş böyle ısındırmıyor kül ediyor ... İlk fırsatta kaçıcam buradan 1 hafta serin bir yerlerde kendime geleyim yahuu olmuyor böyle eriyoruz resmen ...


Pazartesi, Temmuz 23, 2007

Anlamak İstiyorum Ama Malesef Anlayamıyorum.....



İçimde Fırtınalar kopuyor köpük köpük ..



Dindiremiyorum içimdeki feryadı



Düğümleniyor kelimeler boğazımda



Anlamak istiyorum Ama Anlayamıyorum...













Konuşacak okadar çok şey varki ama ben artık konuşmak istemiyorum , yazılacak ,söylenecek çıkıp haykırılacak okadar çok şey varki içimde .......... . Karamsarlığa kapılmakda istemiyorum hep iyi tarafından bakıp yokuş kısmını görmek istemiyorum ama malesef ne kadar da istesem olmuyor. Puzzle gibi parçaları birleştirdikçe ortaya çıkan manzara beni korkutuyor. Her ne kadarda buraya yazsam çizsem içimdeki feryadı ve yaşadığım şoku anlatmam mümkün değil. İleride çocuğuma güvenli bir yaşam güvenli bir toplum bırakacağıma inanmıyorum artık. Neyse olay çığrından çıkmış durumda. Umarım milletim ve devletim için herşey hayırlı olur gidişat bunu göstermesede yine de ılımlı düşüncelerimi korumak istiyorum. Aziz Nesin'e hak vermemek mümkün mü acaba .



Çarşamba, Temmuz 18, 2007

!!!!!!!!İktidardaki Yönetimin Bilinmeyen Gerçekleri !!!!!!!!!!!!!!!!!!

Arkadaşlar şimdi okuyacagınız yazıyı çok ama çok dikkatlice okumanızı tavsiye ediyorum T.C geleceği için çok önemli bir nokta dır. Mail ile gelen ve AKP partisinin içindeki danışmanın söylemiş olduğu çok ciddi şeyler yer almaktadır .


Konuyu daha önce hiç kimse bir foruma ya da başka bir yere yazmadı.Konu, Türkiye'de ilktir.Konuyu baştan sona okuyunca dehşetler içindekalacaksınız..
Alıntı yapılan kitap: AKP Intihara Gidiyor
Yazar: Ahmet AKGÜLBasım: Istanbul 2007
Alıntı yapılan sayfalar: 278, 279
Kitabın yazarı Ahmet Akgül kimdir? (Kendi anlatımı ile..)
1949 doğumlu,inşaat ustası ve marangoz derviş Hacı Behzat Efendinin oğlu.Küçükyaşlardanitibaren Ku'an-ı Kerimi, tecvidi, Osmanlıca mızraklı ilmihali ve diğertemel dini bilgileri Hacı Dursun Efendiden öğrenmiştir. Şu anda Medinede hocalık yapan Hafız Mustafa Albayraktan Kuran dersleri almıştır. Gülüşkürdekaldığı 7 yıl boyunca bir nevi inziva hayatı yaşamış, Risale-i Nur üzerine o dönemler yoğunlaşmıştır. 1977 yılında hizmet ehli arkadaşlarının isteği ile Akıncılarteşkilatını yeniden kurmak üzere Elazığa taşınmıştır. 1995 RP Adana milletvekili adayı olarak seçilere katılmış,iki sene sonra da emekliye ayrılmıştır. Araştırmacı Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci Ahmet Akgül,Milli Görüşüntemel taşlarından birisidir. Ahmet Akgülün 'AKP Intihara Gidiyor' kitabının 278 ve 279.sayfalarındayazanlar. Değiştirmeksizin, aynen veriyorum:
İşte, BIR AKP Lİ DANIŞMANIN İTİRAFLARI "Kuzey Irak ta, askerlerimizin başına çuval geçirmelerini ve GenelKurmayı zor duruma düşürmelerini, Amerikalılara biz söyledik."AKP yi kuranların ve kurduranların, özellikle Tayyip Erdoğan ın özel bir önem verdiğidanışmanlarından ve operatörlerinden biri ile yemekte karşılaştık.Tam birpanik havasındaydı.

"Hayrola işleriniz iyi gitmiyor galiba!" dedim.
AKP li Danışman: "Tezkere krizinde oldu ne olduysa,büyü o zamanbozuldu,beklediğimiz sonuç çıkmadı, sonrasını zaten biliyorsunuz."

AA: "Katılmıyorum, Edelman ın YSK ya ziyareti, Londra,Washington, NewYork,Dubai ve bazı şehirlerde daha AKP kurulmadan önce verilen sözlersonunuzu hazırladı. Devleti tanımadan, Anayasal organlardan ve millettengerçek anlamda bir -olur- almadan küreyi yerinden oynatacak kararlarıalabileceğinizi sanmak çocukçaydı. Bu durum AKP yi bitirdi."

AKP li Danışman: "Hayır, bizi Özkök Paşa ve Paşalar bitirdi. Tezkerekrizinde ne yapacağımızı bilemedik. Sorduk ne yapılmalı diye;"Iktidarsizsiniz,karar almak sizin işiniz, biz kararı uygularız" dediler."

AA: "Ama zaten siz orduya sormadan informel olarak her türlü garantiyivermiştiniz. Asıl hata o değil mi?"

AKP li Danışman: "Tamam her türlü garantiyi ve tavizi verdik ama ABDnin Doğu ve Güneydoğu ya tam yerleşeceğini bilmiyorduk. Yani, ABD veİngiltere,Türkiye yi işgal edeceklerdi, paniğe kapıldık."

AA: "Ama ABD lilere bu garantinin AKP nin kurulması aşamasındaverdiniz." AKP li Danışman: "Evet, çok yanlış yaptık."

AA: "Peki o halde Özkök Paşa nın ve Paşaların suçu ne?" AKP li Danışman: "Onlar diyebilirlerdi ki; "Tezkerenin çıkmasınakarşıyız." Ancak asker kararı bize bıraktı!"

AA:"Normal, demokrasilerde zaten böyle olmaz mı?"

AKP li Danışman: "Tamam da, tezkerenin faturasını sonunda AKP ye kestiABD liler. Asker, "tezkereye karşıyız" deseydi,parti ile ABD değil, ABDile TSK karşı karşıya gelecekti, biz yırtacaktık!?."

AA: "Özkök Paşa ve Paşalar size tezkere çıkarmayın demedi mi?"

AKP li Danışman: "Hayır demedi ama cesaret edemedik!"

AA:"ABD, Türk askerlerinin başına çuval geçirdi ama ceza olarak?!"

AKP li Danışman: "Yahu o olayı hiç sorma. O Wolfowitz in halt yemesi.Bizimkiler (AKPliler), "tezkerenin öcünü TSK dan alalım"diye ona akılvermiş!..."

AA: "Yoksa sizin danışman arkadaşlarınızdan biri ve İstanbul da ikiişadamı Wolfowitz e asıl suçlu AKP değil, TSK demiş olmasın?! ÇünküAmerika ya söz verdiği gibi AKP tezkereyi çıkaracaktı! TSK yı cezalandırma teklifi,iki işadamı ve bir danışmandan gitmedi mi?"

AKP li Danışman:"Çok büyük, çok fahiş bir hata yaptık zaten Wolfowitz Türk ordusunu bizimkilerin teklifi üzerine cezalandırmaya karar verdi."

AA: "Tek başına mı?"

AKP li Danışman: "Yok canım, Tayyip Erdoğan ve ve Gül le paylaşıldı,onlar da "olur" dediler."

AA:"Yani Wolfowitz in, ABD nin bu çokbilmiş danışmanının ve İstanbuldaki iki işadamının: "Türk ordusunu cezalandırma önerisine" Tayyip Erdoğan ve Gül ya da Eş Genel Başkanlar "Evet" mi dedi?"
AKP li Danışman: "Maalesef öyle!... Tayyip ile Gül'ün gezileri bu plana
göre ayarlandı. O gün Tayyip Erdoğan Rize de, Gül de Kayseri de olacaktı.Çok ters bir şey olursa ikisi ABD liler tarafından alınacaktı. Bu planıWolfowitz hazırlamıştı."

AA: "Ne tür bir terslik bekliyordunuz? "

AKP li Danışman: "Tayyip Erdoğan ve Gül e yönelik askeri bir hareketolabilir diye düşündük."


AA: "Yani AKP üst yönetimi, AKP nin yıldız danışmanı ve İstanbul dakiiki işadamı Türk askerlerinin başına çuval geçirileceğini biliyor muydu?"

AKP li Danışman: "Evet tabi. Yanılmıyorsam bir de emekli bir Paşabiliyordu."

AA: "Hiçbir kimse çıkıp ta Tayyip ve Gül'e bunun sonuçlarının çok ağırolabileceğine ilişkin görüş bildirmedi mi?"

AKP li Danışman: "Tezkerenin mecliste reddedilmesine çok kızmıştık.ABD Savunma Bakanı arkamızdaydı. Kendimizi çok güçlü hissediyorduk!"

AA: "Ordunun sessiz kalacağını mı düşündünüz?"

AKP li Danışman: "Biz değil, Wolfowitz öyle düşündü. Türk askerlerininbaşına çuval geçirilince, Genel Kurmay Başkanı Özkök ve diğer KuvvetKomutanı Paşaların, o günkü Harekat ın nöbetçisi Büyükanıt ın isifa edipemekli olacaklarını öngörmüştük. Eğer o gün paşalar istifa etseydi, bizim Genel Kurmay Başkanımız hazırdı

işte arkadaşlar gerçekler acıtıyor malesef

Pazartesi, Temmuz 16, 2007

Yayla Sefası

Antalya nın Feslikan Yaylasında geçen 3 gün beni bayağı bir dinlendirdi. Antalya sıcaklasından kaçmak için ideal bir yer olan feslikan yaylasına cuma akşamından pazartesi sabahına kadar 3 gün boyunca serinlik temiz hava ve bol bol güneş alarak antalyanın bunaltıcı ve nemli havasından kurtuldum. Beninm için büyük bir değişiklik oldu . Rakım olark antalyadan 2000 metre yukardaydık. Çok ilginç Antalya da 42 derece sıcak varken yaylada biz battaniyeler ve kalın hırkalarla dolaştık. 3 gün boyunca deliksiz ve rahat bir uyku çekmek kadar güzel bir şey yokmuş doğrusu . Bundan sonra fırsat buldukça oraya kaçmayı planlıyorum doğrusu. 2 hafta sonrada yaylada şenlikler başlıyor yağlı güreş şenlikleri oluyor her sene bu sene 3. yapılacak olan şenliklere umarım katılabilirim.